Koşuşturmaca devam ediyor yine, düştüğü yeri yakarken ateşler, koşuyor insanlar, sınırlı vakitlerinin sadece yaşadıkları günün bitiş saatine kadar olduğunu sanmaya devam ederek, ölüme yaklaştıklarının farkında olmadan, bir sonraki sınırlı günden dakika çalarcasına, kâra geçme hesapları yaparak. Daha fazla kazanç, daha çok eğlence, doymuş karınlarını daha fazla şişirme derdindeler yine.
Nefes bile alamazken hasta yatağında kimileri, kimileri reklamını yapıyor aldığı son model arabanın, ya da güzel yorumlar duymak için sergiliyor en yeni giysilerini. Paylaşarak artar diye yiyip içtiklerinin bereketi, memleketin dört bir yanında en güzide sofra resimleri..
"Hakettim, çalıştım, kazandım, tatilimle gurur duyarım" dedi toplumun yeni emekçileri. Gidemeyeni de düşünüp iyilik yaptı, sayemde gitmiş kadar olur diye, dayadı açlık sınırındaki insanımın gözüne denizi, kumu, güneşi.. Gurur duydu kendisiyle , gıpta ile baktı çünkü diğerleri, başarıydı sonuçta, toplumda statüsü yükseldi. Paraya, pula, kıyafete, markaya tapanların eseri.. Arayıp soranı fazlalaştı çünkü, her bir gösteriş denemesinden sonra. Baktı ki artıyor sevenleri, hırs yaptı, daha fazla yedi içti, gezdi tozdu, kendine daha çok paha biçti. Onu gören diğerleri, popülarite için harekete geçti. Bağış kampanyaları, birlik beraberlik çağrıları yüzünden gerilemişti memleket. Bu akılcı veba salgınlarıyla bir kaç on yıl ilerledi. Popüler insan açlığı yaşarken memleket, vatandaşın açlığının ne önemi vardı ki! Vizyon gerekliydi ülkeme, bu yüzden çıtayı yükseltti. Şartlandı insanlar tek yürek, olması gerekendi asıl yaşam standartları, aynı dizilerdeki, filmlerdeki gibi. Viskisini yudumlayıp gökten inme holdinglerin genç, yakışıklı patronuyla, romantizmin doruklarındaki aklı havada sevgilileri için empati yapar oldu toplum. Ülkede olması gereken vizyon, yaşam standartları yüksek olsun da, ahlak standartları düşük oluversindi. Bu hayatlara sahip olunsun da, nasıl olursa olunsun dedi her bilinçaltı, gözünü lüks yaşamın büyüsü köreltmiş, bilincini kaybetmiş bireyciklere.
Daha onurlu, daha gururlu olmakla övünülen zamanlardan, "şunun şu değerdeki arabasına binmiş, şunun altından geçmiş, ben de yapmalıyım" diyerek birbiriyle yarışan azimli genç kızlar ve zaafları yüzünden basitleşmelerinin acısını yıllarca yasayacak olan karşı cinslerinin psikolojilerini ve geleceklerini düşünmeden, baba parasının yettiği kadar cephane kuşanıp ava çıkma mantığıyla yaşayan delikanlılar yetiştiren zamanlara gelmiş şanslı nesilleriz biz. Gösteriş uğruna kendi değersiz canlarını hiçe sayanların vicdanlı babalarının, son sürat artistliğini yaparak başkasının çocuğunu ya da günahsız sokak hayvanını ezebilsin diye, yetiştirmediği çocuğuna son model araba yetiştirme derdine düştüğüne tanık olduğumuz için şanslı nesilleriz biz. Analarının "çapkın" diye, kurbanlarının "ne piç çocuk" diye övündüğü vatana millete faydalı usül erkan bilen nice yiğitlerle, bankamatik olmaktan bir adım öteye gidememiş anaların özgür kızlarının özgür ruhlarına sahip oldukça, korkmaya gerek yok, ilelebet yaşayacaktır bu ülke.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder