Blog Arşivi

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Sabır

Sabır, çile sonucu kazanılır, kolay değildir sabır. Hidayete ermek gerek sabretmek için. Sabır Peygamberden mirastır bize. Acıya, kedere, zorluğa, zamana, düşmana gerekirse... 
İki dudağının arasında değil miydi Taif'de, haddini bilmeden zarar vermeye kalkanları helak etmek? Taş atmaya cüret eden ellerin taş kesilmesi çok mu zordu? Melek gönderilmedi mi dilerse dağları üzerlerine kapatsın diye? 
 Ama sabretti Hz. Muhammed (S.A.V). Sabretti. Çünkü çıktığı yol sabır gerektirirdi. Kendine yapılana sabretti, O'nun için ümmeti kendi canından daha önemliydi. Yapacakları vardı ümmeti için, sabretti, yeri geldi düşmanına bile zarar vermedi. Sabır verdi Allah, bir köle ile bir grup cin imana gelsin diye.  
Sabır, taş olmaktır yeri gelince, kesilmektir taş gibi. Sabır, dişlerini sıkıp da vermediğin bir anlık kararın sonucunun, şah damarından da yakın olan Rabbinin hediyesi olduğunu görmektir. Acıdır sabır, sabretme sürecinde. Sabretmeyi başarırsan huzurdur sabır. 


Tükürüğünle boğacağın düşmana, zafer kazandığını düşündürmeye razı olmaktır sabır.
Çileye girince, şeytanın çırağıdır tahrik etmeye çalışan, kaybederek kazanılan bir oyundur sabır. 
İnsanın kendi şerrinden Allah'a sığınabilmesidir sabır. Kaza çıkmasın diye elinden, Allah’ın kaza ve kaderinden hayırlı olanın payına düşmesi için dua edebilmektir sabır. Taşmasın diye, eşiğini yükseltebilmektir sabır, son demine kadar düşmanına merhamet edebilmektir sabır. Ama, bir yere kadar sabır, hoşgörü bir yere kadar, Allah'ım taşmasın sabır...

Hiç yorum yok: